Aşk Dolu Şehirler: Prag

prag_siberalem

Aşkın yaşandığı her şehir aşkın şehri… Sırada Burcu Öncü ve Ufuk Özden’in tatlı mı tatlı hikayesiyle Prag var…

“Nedendir bilinmez, Avrupa’nın en kuytuda kalmış şehri gibi gelirdi bize Prag. En gidilemez, en pahalı, en uzak noktası gibi. Avusturya, Macaristan ve Çek Cumhuriyeti üçlüsüyle gitmedikçe anlamsız bir şehirmiş gibi. Oysa ki görülesi şehirlerinden bize en yakın olanıydı. Kırılması gereken bir algı vardı şüphesiz!

Prag'dan sevgiler...
Prag’dan sevgiler…

Bu duygunun sebebini geçtiğimiz Mayıs başında, sevgilimle birlikte Prag’a gittiğimizde anladık. Çünkü Prag öylesine tatlı, romantik, sempatik ve görülesi bir şehirdi ki, ancak sevdiğiniz insanla o kadar güzel görünebilirdi size. Cam işçiliği, kalesi, Franz Kafka’sı, sakin ve düzenli şehirciliğiyle Prag tam bir keyif şehriydi ve ancak keyfi sürülebilirdi. Almanya’da dört şehir gördükten sonra Dresden üzerinden geçebilmiştik Prag’a. Daha o aşamada yüzümüzü güldüren yeşiliyle Prag, estetik güzelliğe dair aradığımız her şeyin bir simgesiydi adeta.

Daha önceden tanıştığımız ve evvelden görüştüğümüz yabancı arkadaşlarımızla birlikte gezimizde bir buluşma noktasıydı Prag aynı zamanda Mayıs ay’ının ilk günü. Herkes o günü, o sohbeti, o birayı, o kaleyi, o yemeği bekliyordu adeta. Eski dostları yeniden görmek, büyülü köprülerinde, otantik ve süslü dükkanlarının, saat kulesinin, kalesinin önünden yürüyerek merkeze varmak ve Kafka Müzesi’nin modern, interaktif ambiyansında yer-zaman algımızı kaybetmek bize çok iyi geldi.
Prag Kalesi’nin içindeki eşsiz restoranlarındaki güzel yemeklerin ve arkadaşlarla hoş sohbetlerin ardından geceyarısına yakın size ışıklarıyla gülümseyen ve sahip olduklarınıza şükrettiren bir şehir Prag. Biz de envai çeşit etinin ve birasının tadına baktıktan sonra, karnımız tok (burası önemli 🙂 ) kaldığımız eve dönerken, dönüp sevgilimle birbirimize bakmış ve “İyi ki burada, seninle birlikteyim.” demiştik.

Böyle bir manzara işte...
Böyle bir manzara işte…

Bu romantik, büyülü ve güzel şehirde zamanın nasıl geçtiğini öylesine anlayamamıştık ki o gün ilişkimizin yıldönümü olduğunu da o gülümseme sırasında hatırlayabildik. O andan itibaren eğlenceye daha da odaklandık elbette. Prag’ın özellikle hafta sonu, renkli bir gece hayatı var. Prag’da yaşayan yerlisinin desteğini alırsanız şüphesiz turist tuzağı mekanlarda vakit kaybetmeden daha da eğlenebilirsiniz. Biz bu açıdan şanslıydık. Sekiz kişilik bir ekiple yıldönümümüzü, en güzel ve keyifli mekanlarda kutlama şansını yakaladık. Kafka Cafe’nin büyülü ortamından çıkıp, muhitin üniversite öğrencileri tarafından mesken tutulan, ambiyansı salaş ve keyifli bir bara geçtik. Oradan sanat ve mimari cenneti olan Prag sokaklarında tur atarak iki bar daha gezdik ve sabaha karşı geceyi sonlandırdık. O gece kafamı yastığa koyduğumda “Mutluluk bu olmalı!” dediğimi hatırlıyorum.

Mutluluk, keyif aldığınız insanla hayatın her güzelliğini paylaşmak ise Prag gibi bir güzelliği, yanınızdaki insana aşıkken gezmenizi öneririm. :)”

Siz anlatın, biz yayınlayalım…

New York yazımız da burada!

Gerçek aşkı
kendi şehrinde keşfet!

Önceki YazıSonraki Yazı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

uye_ol